Kategori arşivi: İran

İran İzlenimleri – I (Tûs ve Nîşâbur)

İran, kültürel unsurlar açısından bakıldığında pek çok hususta bizimle paydaş bir ülkedir. Nitekim tarihsel süreçte bahusus Selçuklu devrindeki iştirakimiz şu an birçok alanda bu ortak yaşama tecrübesinden izler taşımaktadır. Şüphesiz bu izlerin en hissedilir olanı Farsça’nın dilimiz üzerindeki tesiridir. Bilindiği üzere günümüz Türkçesi Arapça, Farsça ve Fransızca’dan epeyce etkilenmiştir. Bu etkileşim -özellikle Arapça ve Farsça- Osmanlı devrinde vuku bulmuş ve bu dönemki Türkçe’de mezkûr iki dildeki kelimelerden ziyadesiyle istifade edilmiştir. Hatta -bu kelime de dahil olmak üzere- yukarıda kullandığım çoğu kelime (şüphe, husus, tecrübe, bahusus vd.) bu iki dildendir. Başta bu etkiyi göz önünde tutarak, buna bir de ortak İslam kültür havzasının iki dilinden birisinin Farsça olması da eklenince bu dili yadsıyarak zihnimdeki entelektüel kimliğe ulaşamayacağımı anladım. Tabii, kaynak dilinin Farsça olduğu Selçuklu ve İlhanlı tarihi alanında (Reşîdüddîn Fazlullah el-Hemedânî üzerine) doktora yapıyor olmam ve yine eşim Elif’in Genel Türk tarihi çalışıyor olması hasebiyle hanlıklar devri kaynaklarının yine bu dil ile telif edilmiş olması bize bu coğrafya ve dil ile irtibat kurmadan iyi ürünlerin ortaya çıkmayacağı hususunu idrak ettirdi. Nitekim bu dil bize bu kaynakların dünyasını açacağı gibi Sühreverdi el-Maktûl’den Kutbeddîn eş-Şîrâzî’ye pek çok ismi okuma ve anlama imkânı da sağlayacaktı. Ayrıca halihazırda YEK’te (Yazma Eserler Kütüphanesi) bu ortak mirasın ürünü olan pek çok Farsça yazma eser de tahkik ve tercümesi ile neşredilmeyi beklemekteydi. İran İzlenimleri – I (Tûs ve Nîşâbur) yazısının devamı